Bazı gerçekler vardır; gözümüzün önündedir ama görmek istemeyiz. İnsanoğlu alışkanlıklarının kölesidir. Her gün gördüğümüz, kanıksadığımız, “zaten öyle olması gerekir” dediğimiz detayların arkasındaki devasa anlamları sormayı pek akıl etmeyiz. Ama bugün o çok bildik, o çok sıradan detayı, politikacıların vazgeçilmez “beyaz gömleklerini” masaya yatıralım. Neden herkes rengârenk bir dünyanın içinde koştururken, karar vericiler, kürsüye çıkanlar, meydanlarda boy gösterenler o kar beyazı kumaşın içine sığınır? Çünkü o gömlek sadece bir kıyafet değildir. O bir zırhtır. Bir mesajdır. Ve çoğu zaman ustaca kurgulanmış bir illüzyondur. Beyaz; saflığın, şeffaflığın ve lekesizliğin sembolüdür. Politikacı o bembeyaz yakayı iliklerken aslında halkın bilinçaltına şunu fısıldar: “Bakın, ben temizim.” Oysa mesele gömleğin beyazlığı değildir. Mesele, o gömleğin içindeki kalbin ne kadar berrak olduğudur. Çünkü kumaşın üzerindeki leke bir yıkamayla çıkar… Ama vicdanın üzerine sıçrayan kara lek...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar