Giriş: İnsan, Bir Biyolojik Tesadüf mü; Yoksa İlahi Bir Emanet mi? İnsanlık, tarih boyunca medeniyetler kurdu, savaşlar çıkardı, kitaplar yazdı, yıldızları izledi, atomu parçaladı, denizleri aştı. Fakat bütün bu büyük yürüyüşün ortasında değişmeyen tek bir soru kaldı: İnsan neden vardır? Bu soru, yalnızca dinlerin değil, felsefenin, sanatın, şiirin, bilimin ve sessiz gecelerde uyanan vicdanın da en kadim sorusudur. Çünkü insan yalnızca yaşayan bir organizma değildir; insan, kendi varlığını sorgulayan tek varlıktır. Karnını doyurmakla yetinmeyen, ölüm karşısında susmayan, anlam arayan bir bilinçtir. Modern çağ, bu büyük soruya çoğu zaman küçük cevaplar vermeye çalıştı. Kimi düşünce akımları insanı tesadüflerin ürünü saydı; kimi onu yalnızca biyolojik bir mekanizma olarak yorumladı; kimi de varlığı, nihai bir anlamsızlığın içine terk edilmiş geçici bir titreşim olarak gördü. Böylece insanın kutsiyeti, yavaş yavaş yalnızca fonksiyonel bir değere indirgenmeye başladı. Oysa insan, y...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar