Bazı gerçekler vardır; gözümüzün önündedir ama görmek istemeyiz.
İnsanoğlu alışkanlıklarının kölesidir. Her gün gördüğümüz, kanıksadığımız, “zaten öyle olması gerekir” dediğimiz detayların arkasındaki devasa anlamları sormayı pek akıl etmeyiz. Ama bugün o çok bildik, o çok sıradan detayı, politikacıların vazgeçilmez “beyaz gömleklerini” masaya yatıralım.
Neden herkes rengârenk bir dünyanın içinde koştururken, karar vericiler, kürsüye çıkanlar, meydanlarda boy gösterenler o kar beyazı kumaşın içine sığınır?
Çünkü o gömlek sadece bir kıyafet değildir.
O bir zırhtır. Bir mesajdır. Ve çoğu zaman ustaca kurgulanmış bir illüzyondur.
Beyaz; saflığın, şeffaflığın ve lekesizliğin sembolüdür. Politikacı o bembeyaz yakayı iliklerken aslında halkın bilinçaltına şunu fısıldar:
“Bakın, ben temizim.”
Oysa mesele gömleğin beyazlığı değildir.
Mesele, o gömleğin içindeki kalbin ne kadar berrak olduğudur.
Çünkü kumaşın üzerindeki leke bir yıkamayla çıkar…
Ama vicdanın üzerine sıçrayan kara lekeleri hangi deterjan temizleyebilir?
Daha da ötesi var.
Kirlenmiş bir sistemin içinde, en beyaz gömlek bile çoğu zaman en büyük kamuflajdır.
Beyaz gömlek aynı zamanda bir standarttır. Farklılıkları gizler, bireyselliği törpüler, insanı bir mekanizmanın parçasına dönüştürür. Giyen kişi adeta şunu der:
“Ben artık bir birey değilim, bir temsilim.”
Ama o temsilin içinde ne var, işte asıl mesele oradadır.
Tarih boyunca “beyaz yakalı” olmak; aklın, statünün ve ayrıcalığın sembolüydü. Bugün ise bu durum çoğu zaman bir görsel tiyatroya dönüşmüş durumda. Miting meydanında halkın arasına karışan siyasetçi, gömleğinin kollarını sıvadığında şu mesajı verir:
“Bakın, ben de sizdenim.”
Ama o gömleğin manşetindeki bir detay, bazen o meydandaki on ailenin bir aylık geçimine bedeldir.
İşte tam da bu yüzden, sadece gömleğin beyazlığına bakanlar; altındaki gri gerçekleri görmeyi ıskalar.
Sahi…
Her hafta değişen kravatların, her sezon yenilenen ceketlerin altında neden o beyaz gömlek hiç değişmez?
Belki de değişmesi gereken gömlekler değil…
O gömleklerin temsil ettiği sığ bakış açısıdır.
Unutmayın:
En beyaz gömlekleri, çoğu zaman en çok leke tutanlar giyer.
Çünkü lekeyi saklamanın en kolay yolu, her gün yeni bir “temiz sayfa” açtığınıza insanları inandırmaktır.
Ve asıl soru şudur:
Bugün sizin beyaz gömleğinizin altında ne var?
Tertemiz bir niyet mi…
Yoksa ütüsü bozulmasın diye saklanan gerçekler mi?
Çünkü mesele beyaz görünmek değildir…
Mesele, kirlenmemektir.
Prof.Dr. Zakir KAYA.
Yorumlar
Yorum Gönder