Dijital çağda hakikat artık yalnızca doğru olanla değil, gösterilenle tanımlanıyor. Bugün sorun bilgi eksikliği değil; bilginin hangi süzgeçten geçerek, kimin önüne, hangi sırayla düştüğüdür. Bu süzgecin adı editör değil, algoritmadır.
Algoritmalar tarafsız değildir. Tarafsız oldukları iddiası, modern çağın en büyük yanılgılarından biridir. Çünkü algoritmalar; onları yazanların önceliklerini, onları besleyen veri setlerinin önyargılarını ve onları yönlendiren ekonomik–politik çıkarları taşır.
Günümüzde bir içeriğin değeri, kamusal yararıyla değil; etkileşim üretme kapasitesiyle ölçülmektedir. Sessiz, belgeye dayalı, uzun soluklu çalışmalar; yüksek sesli ve kutuplaştırıcı içeriklerin gölgesinde kalmaktadır. Bu durum, sadece medya etiği sorunu değil; doğrudan kamu vicdanı meselesidir.
Daha tehlikelisi, algoritmik görünmezliğin yeni bir sansür biçimine dönüşmesidir. İçerikler yasaklanmadan, kaldırılmadan, yalnızca dolaşımdan düşürülerek etkisiz hâle getirilmektedir. Böylece sansür, itiraz edilebilir bir eylem olmaktan çıkar; teknik bir “doğallık” gibi sunulur.
Bu yeni düzende güç, bilgiyi üretenin değil; bilgiyi dolaşıma sokanın elindedir. Devletler, şirketler ve dijital platformlar arasında şekillenen bu yapı, bağımsız gazeteciliği ve kamusal dengeyi giderek daraltmaktadır.
Algoritmalar şeytan değildir; ancak sorgulanmadıklarında mutlaklaşırlar. Çözüm, şeffaflık, hesap verebilirlik ve çoğul kaynak ilkesini savunmaktır. Dijital platformlar fiilen kamusal alanı düzenliyorsa, bu gücün etik ve hukuki karşılığı olmak zorundadır.
Hakikat, tarihte hiçbir zaman bu kadar erişilebilir görünmemişti; ama hiçbir zaman bu kadar kırılgan da olmamıştı. Algoritmaların kararlarını sorgulamazsak, yarın gerçeği değil; bize uygun görüleni doğru sanacağız.
Bu, yalnızca medya meselesi değildir.
Bu, insanlığın hakikatle kurduğu ilişkinin geleceğidir.
Prof. Dr. Zakir Kaya
Bağımsız araştırmacı gazeteci ve yazar


Yorumlar
Yorum Gönder