Bir Gazetecinin Hafıza Notları
2025, hızın arttığı ama anlamın zorlaştığı bir yıl olarak kayda geçti. Bilgi çoğaldı, hakikat parçalandı. Bu nedenle 2025’i tek tek haberlerle değil, iz bırakan kırılma anlarıyla okumak gerekir. Aşağıda yer alan başlıklar bir kronoloji değil; bir gazetecinin sahadan ve hafızadan süzdüğü önemli eşiklerdir.
1. Devlet–Toplum İlişkisinde Yeni Dil Arayışı
Türkiye’de 2025, devlet ile vatandaş arasındaki iletişim biçiminin yeniden tartışıldığı bir yıl oldu. Resmî açıklamalar kadar, iletişimin tonu da gündeme geldi. Protokol dili ile sahadaki gerçeklik arasındaki mesafe, artık daha görünür hale geldi. Bu durum gazeteciliğin sorumluluğunu da artırdı: aktarmak kadar anlamlandırmak önem kazandı.
2. Yerel Olanın Yeniden Keşfi
2025’te büyük başlıkların gölgesinde kalan ama kalıcı etki yaratan bir gelişme vardı: yerelin geri dönüşü. Yerel yönetimler, yerel medya ve yerel hafıza yeniden önem kazandı. Merkezden bakmanın yetmediği, sahaya inmenin zorunlu olduğu bir yıl yaşandı.
3. Medyada Görünürlük ve Görünmezlik Çatışması
Bu yıl, “kim konuşuyor”dan çok “kimin sesi duyuluyor” sorusunun yılı oldu. Algoritmalar, platformlar ve ekonomik baskılar; bazı sesleri öne çıkarırken bazılarını sistemli biçimde görünmez kıldı. Buna karşılık bağımsız mecralar, bloglar ve alternatif yayın ağları sessiz ama dirençli bir alan oluşturdu.
4. Dijital Hafıza ve Arşiv Savaşı
2025, dijital içerik üretmenin değil, dijital hafızayı korumanın yılıydı. Birçok içerik hızla tüketildi, kayboldu ya da bastırıldı. Buna karşılık arşiv tutan, ısrarla yazan ve belgeleyenler uzun vadede değer kazandı. Bugünün görünmeyeni, yarının referansı olmaya başladı.
5. Küresel Belirsizlik ve Toplumsal Yorgunluk
Dünya genelinde savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve siyasal gerilimler 2025 boyunca sürdü. Ancak asıl belirgin olan, toplumlarda oluşan sessiz yorgunluktu. Büyük tepkilerden çok, derin bir suskunluk hâkim oldu. Bu durum, gazetecilik açısından “yüksek ses” yerine derinlik ihtiyacını öne çıkardı.
6. Gazetecilikte Kimlik Meselesi
2025, “kim gazetecidir?” sorusunun yeniden sorulduğu bir yıl oldu. Unvanlardan, kartlardan ve kurum etiketlerinden bağımsız olarak; sahada olan, yazan, belgeleyen ve risk alan isimler öne çıktı. Gazetecilik, tekrar pratikle tanımlanan bir meslek haline geldi.
Sonuç Yerine
2025, manşetlerin yılı değil; hafızanın yılı olarak hatırlanacak. Bu yıl bize şunu gösterdi:
Görünür olmak geçici, kayıt altına almak kalıcıdır.
Gürültü çabuk dağılır, ama emek sessizce birikir.
Bu yazı, 2025’e dair bir hüküm değil; ileride bakıldığında hatırlanacak bir not olsun diye kaleme alındı.
Prof. Dr. Zakir Kaya
31.Aralık 2025


Yorumlar
Yorum Gönder