Taşlıçay’a varmadan evvel, hafıf bir tepe de bir çeşme vardır. Ve o çeşmenin kenarında bir baraka; yıllar önce derme çatma bir yapıyla kurulmuş, sonra konteynere çevrilmiş. İçinde yalnız bir adam yaşar: 78 yaşındaki Orhan Turan.
Halk “Memiş Dayı” der ona. Ama onun yalnızlığı, ismine bile eşlik etmeyen bir sessizliktir. Gençliğinde, çeşme başında görüp sevdiği bir kadına başlık parasını veremeyince evlenememiş. Askere gitmiş, döndüğünde kadının başka bir ile göç ettiğini öğrenmiş.
Gitmemiş ardından.
Gitmek yerine çeşmenin başına gelmiş. Oraya bir hayat kurmuş; kimsesizliğe yaslanmış, kimseye yaslanmadan...
Yıllarca orada yaşadı. Geçimini araç yıkayarak sağladı; hayırseverlerin bıraktığı ufak desteklerle yaşadı. Kimi zaman yanık türküler söyledi. Duvarlarını kendi yazdığı şiirlerle süsledi:
“Seni beklerken tükenmedi sabrım, Umudum hiç solmadı...”
Ve bir gün devlet geldi. Ağrı Valisi Mustafa Koç, o barakaya geldi. Konteynerin kapısında selamladı:
🗨️ Vali Koç: “Selamünaleyküm. ? Nasılsın? İyi misin?” 🗨️ Orhan Turan: “Hoş geldiniz Valim, sağ olun.”
Vali dikkatlice baktı, sonra sordu: 🗨️ “Gözlüğün yok mu?” 🗨️ “Gözlüğüm yok...” 🗨️ “Sana bir gözlük temin edelim. Dişlerini de yaptıralım.” 🗨️ “ siz bilirsiniz.”
Bu konuşma, devletin insana dokunduğu en sade anlardan biriydi. Ne protokol vardı ne kamera gösterisi; sadece bir adamın kırılgan sesine karşılık veren bir yetkili...
Vali Koç oturdu, sustu, dinledi. Orhan Turan kendi kaleminden dökülen bir şiiri okudu. Vali’nin gözleri doldu.
🗨️ “Bu şiir ruhuma dokundu.” dedi.
Sonra, ziyareti değerlendirdi: 🗨️ “Bir ömür boyu sadakat, sabır ve sevdayla yoğrulmuş bir hayat. Sevdasına sadık kalmış bir yürekten dökülen dizeler hepimizi derinden etkiledi. Sevmek, ancak bu kadar içten, bu kadar güzel anlatılabilirdi.”
Ama asıl cümleyi yine Memiş Dayı söyledi:
🗨️ “60 yıldır bekliyorum. İlk günkü gibi… beklemeye devam edeceğim. Bir gün dönecek. Yürekten inanıyorum.”
Bu hikâye yalnızca bir sevda değil. Bu, unutulanların; yıllarca görünmeyenlerin; susarak yaşayanların hikâyesi. Ve o gün gelen sadece bir vali değil, toplumun gecikmiş vicdanıydı.
Son Söz 60 yıldır kimse gitmemişti o çeşmenin başına. Orhan Turan bekledi — bir sevdayı değil, unutulmamayı. Ve bir gün bir Vali geldi. Ayağına değil, hikâyesine gitti. “Gözlüğün yok mu?” dedi. “Dişlerini de yaptıralım.” O barakanın duvarındaki şiirleri dinledi. Bir devlet büyüğü gibi değil, bir insan gibi... İşte bu yüzden, bu ziyaret bir nezaket değil; gecikmiş bir vefa. Ve belki de ilk kez bir barakadan şiir okununca, duyan biri oldu.



Yorumlar
Yorum Gönder