Bu gün görüntüleme sayısı

PROF. DR. ZAKİR KAYA'NIN EN YENİ BAŞMAKALELERİNİ İLK SİZ OKUYUN! FİLOLOJİK, TARİHİ VE BİLİMSEL DERİNLİK İÇEREN ÖZEL ANALİZLER! ENTELEKTÜEL ALANDA ÖNCÜ ARAŞTIRMALARI VE GÜNCEL TEZLERİ KEŞFET! PROF. DR. ZAKİR KAYA'NIN KALEMİNDEN DÜŞÜNCE DÜNYASINA YÖN VEREN İÇERİKLER.

Zakir Kaya :Barışın Ekonomik Yüzü: Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye Yükselen İhracatı

 

Zakir Kaya :Barışın Ekonomik Yüzü: Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye Yükselen İhracatı

Barışın Ekonomik Yüzü: Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye Yükselen İhracatı

Özet:
Türkiye’nin dış ticaret verilerine bakıldığında son dönemde en dikkat çekici gelişme, yıllarca siyasi krizlerle anılan Irak ve Suriye’ye yapılan ihracatın büyük bir ivme kazanmasıdır. Bu makale, Ortadoğu’ya yönelik ihracat artışını siyasi yumuşama, bölgesel ekonomik zorunluluklar ve diplomatik açılımlar bağlamında değerlendiriyor.


Giriş:

Türkiye’nin ihracat haritası, sadece ekonomik ilişkileri değil, aynı zamanda dış politika tercihlerini ve bölgesel gerçeklikleri de ortaya koymaktadır. Özellikle 2024-2025 döneminde Irak ve Suriye’ye yapılan ihracatta görülen artış, sadece ticari değil, jeopolitik bir dönüşümün de göstergesidir. Uzun yıllar boyunca çatışma, güvenlik kaygısı ve diplomatik kırılmalarla anılan bu iki ülke, bugün Türkiye’nin en çok dış satım yaptığı pazarlar arasına girmiştir. Bu durum, “barış sadece masada değil, pazarda da kurulur” fikrini güçlendirmektedir.


Gelişme:

Son TÜİK ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin 2025 ilk yarısında en fazla ihracat yaptığı ülkelerin başında Irak yer almakta, Suriye ise ciddi bir ivmeyle üst sıralara tırmanmaktadır. Bu artışın arka planında üç temel faktör göze çarpmaktadır:

  1. Diplomatik Yumuşama ve Normalleşme Süreci:
    Özellikle son yıllarda Türkiye ile Irak ve Suriye arasında doğrudan veya dolaylı kanallar üzerinden kurulan diplomatik temaslar, ekonomik iş birliklerinin önünü açmıştır. Su, enerji, sınır güvenliği ve göç başlıklarında yapılan görüşmeler, siyasi tansiyonu düşürmüş ve ticaretin önünü açmıştır.

  2. Bölgesel İhtiyaçlar ve Ekonomik Bağımlılık:
    Irak ve Suriye gibi savaş sonrası yeniden inşa sürecine giren ülkelerde temel gıda, inşaat malzemeleri, ilaç, tekstil ve enerji gibi ürünlere olan ihtiyaç artmıştır. Türkiye bu pazarlara hem coğrafi yakınlık hem de lojistik altyapı avantajıyla hızlı ulaşım sağlamaktadır.

  3. Sınır Kapıları ve Lojistik Koridorlar:
    Habur ve Cilvegözü gibi kritik sınır kapılarında yapılan iyileştirmeler, ticari akışkanlığı artırmıştır. Yeni lojistik merkezleri, gümrük kolaylıkları ve ihracatçılara verilen desteklerle birlikte bu rotalar Türkiye için adeta ihracat otoyolu haline gelmiştir.


Tartışma:

Bu gelişmeler, Türkiye’nin dış politikasının “ekonomik diplomasi” ile ne kadar iç içe geçtiğini göstermektedir. Irak ve Suriye örnekleri, Türkiye’nin kriz bölgeleriyle “önce güvenlik, sonra ekonomi” anlayışından “eş zamanlı kalkınma ve güvenlik” modeline geçiş yaptığını da ortaya koymaktadır.

Ancak bu yükseliş, bazı riskleri de beraberinde getirmektedir:

  • Siyasi istikrarsızlıkların tekrar başlaması durumunda ihracatın kırılgan hale gelmesi,

  • Türkiye’nin bu pazarlara olan aşırı bağımlılığı,

  • Sınır ötesi güvenlik dinamiklerinin ticareti gölgeleyebilecek potansiyeli.


Sonuç:

Irak ve Suriye’ye yönelik ihracattaki artış, sadece ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir okumanın da konusudur. Türkiye, komşularıyla barışçıl ilişkiler kurduğunda bunun meyvelerini sadece diplomaside değil, ihracat rakamlarında da toplamaktadır. Bu tablo, “ticaret barışın aracı olabilir mi?” sorusuna güçlü bir evet yanıtı sunmaktadır. Ancak bu evet, dikkatli bir denge ve çok boyutlu diplomasi gerektirir.

Zakir Kaya :Barışın Ekonomik Yüzü: Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye Yükselen İhracatı


Yorumlar