Bu gün görüntüleme sayısı

PROF. DR. ZAKİR KAYA'NIN EN YENİ BAŞMAKALELERİNİ İLK SİZ OKUYUN! FİLOLOJİK, TARİHİ VE BİLİMSEL DERİNLİK İÇEREN ÖZEL ANALİZLER! ENTELEKTÜEL ALANDA ÖNCÜ ARAŞTIRMALARI VE GÜNCEL TEZLERİ KEŞFET! PROF. DR. ZAKİR KAYA'NIN KALEMİNDEN DÜŞÜNCE DÜNYASINA YÖN VEREN İÇERİKLER.

Prof. Dr. Zakir Kaya: Başını Dik Tut Oğul

Yazar: Prof. Dr. Zakir Kaya 

  ORCID:  

  E-posta: egetimes@gmail.com Kaya Haber Ajansı

Bir Omurganın Hikâyesi 

Prof. Dr. Zakir Kaya:   Başını Dik Tut Oğul

Gece ve Yürüyen Adam

Gecenin en sessiz vaktiydi. Sokak lambaları titriyordu, gökyüzü karanlığını kuşanmış bir sabırsızlık içindeydi. Şehrin dar sokaklarında yankılanan adımlar, geçmişin ağırlığını taşıyordu.

Omzunda yılların yükü, gözlerinde ömrün tecrübesiyle yürüyen bir adam… Ne selam veren vardı, ne arkasından bakan. Ama o, yıkılmamış bir dağ gibi yürüyordu.

İşte o an anladım:

Bazı insanlar selamla yaşar, bazıları ise duruşla...

Çocukken Öğrenmiştik

Biz çocukken kimse bize “boyun eğ” demedi. Ama gözümüzün önünde eğilenler çoktu.

  • Menfaati için eğilenler

  • İhale için eğilenler...

  • Mevki için susanlar...

  • Bir koltuk için eğilip sonra ömrü boyunca doğrulamayanlar...

Biz o suskunluklardan öğrendik dik durmanın ne demek olduğunu.

Dik durmak bir cesaret değil, bir karakter meselesidir oğul. Sadece baş değil, yürek ister.

Çünkü başını dik tutmak demek: Yanlışa karşı durmak, Hakkı savunmak, Ve en zor zamanda bile susmamaktır.

Eğilmenin Sesi Yoktur

Hiç duydun mu oğul? Birinin eğildiğinde çıkan sesi?

Çıkmaz...

Çünkü eğilmek sessizdir. İçten olur, sinsidir, yavaş yavaş çökertir insanı.

Eğilenin hikâyesi yoktur. Ama dik duran, yalnız da kalsa destan olur.

Bu şehir, betonlar kadar ihanetle doludur. Kimin dost olduğu belli değil. Bir çay içimi kadar dostluklar, Bir imza kadar ihanete döner.

Ama duruş, sadakat ister. Omurga ister.

Prof. Dr. Zakir Kaya:   Başını Dik Tut Oğul


Bir Adamın Hikâyesi

O gece, sokak lambalarının titrek ışığında yürüyen adamı düşündüm. Kimdi o? Bir öğretmen mi? Bir işçi mi? Bir baba mı?

Belki de hepsiydi.

Belki yıllar önce bir masanın başında, kendisine sunulan bir fırsatı reddetmişti. Belki bir toplantıda, herkesin sustuğu anda konuşmuştu. Belki bir ihanetin ortasında, doğrulup “Ben varım!” demişti.

Ve işte şimdi, yalnız yürüyordu. Ama onurlu yürüyordu.

Bazı insanlar kalabalıkların içinde kaybolur, Bazıları ise yalnız yürüyerek iz bırakır.

Rüzgâr Her Yaprağa Değer

Oğul, Ağaç yoktur ki rüzgâr değmemiş olsun. Bugün işi ters gitmiş birini gördüğünde, Yarın aynı şeyin senin de başına gelebileceğini düşün.

Bir gün rüzgâr sana da değer, Yapraklarını döker.

Ama unutma, Bazı yapraklar düşer, bazıları ise daha sıkı tutunur.

Herkesin derdini derdin bil oğul. Çünkü insan, sadece kendi yükünü taşımaz. Bazen bir dostun acısı, Bazen bir yabancının sessiz çığlığı, Bazen de hiç tanımadığın birinin kaybı, Senin omuzlarına da dokunur.

Ama işte o zaman, Başını dik tutmak ne demek, gerçekten anlarsın.


Yalnızlık ve Duruş

Yalnızlık, çoğu zaman bir sınavdır oğul. İnsanın karakteri, kalabalıkta değil, yalnızken belli olur.

Bir gün herkesin sustuğu bir anda, sen konuşmak zorunda kalacaksın. Bir gün herkesin eğildiği bir yerde, sen dimdik duracaksın. Ve işte o zaman anlayacaksın:

Dik durmak, yalnız kalmayı göze almaktır.

Ama unutma, yalnızlık bazen en büyük güçtür. Çünkü yalnız kalan, kendini bulur. Kendini bulan, yolunu çizer. Ve yolunu çizen, iz bırakır.

Bir Baba ve Oğul

Oğul, Bir gün sana bir şey anlatacağım. Bir gün, herkesin sustuğu bir anda, sen konuşmak zorunda kalacaksın. Bir gün, herkesin eğildiği bir yerde, sen dimdik duracaksın.

Ve işte o zaman anlayacaksın:

Dik durmak, yalnız kalmayı göze almaktır.

Ama unutma, yalnızlık bazen en büyük güçtür. Çünkü yalnız kalan, kendini bulur. Kendini bulan, yolunu çizer. Ve yolunu çizen, iz bırakır.

Ve Sonunda

Oğul, Başını dik tut.

Çünkü bu dünyada eğilen çok, Ama başı dik yaşayıp, başı dik ölen az.

Yalnız kalırsın… Evet, kalırsın. Ama yalnızlık, onursuz kalabalıktan iyidir.

Kimi insanlar baş eğerek yükselir sanır, Oysa onlar sadece başlarını daha rahat eğebilecek koltuklara oturur.

Sen başını kaldır! Yıldızlara bak! Orada senden iz bekleyenler var.

Senin alnında ter değil, karakter parlasın!

Son Not

Bu yazı bir çağrıdır. Bir babadan oğula, Bir yazardan okuyucuya, Bir yürekten insanlığa…

Boyun eğmeyenlerin hikâyesi, hiçbir zaman manşetlerde olmayabilir. Ama tarih, onların yaktığı sessiz ateşle aydınlanır.Prof. Dr. Zakir Kaya:   Başını Dik Tut Oğul

Etiketler: #BaşınıDikTut #Omurga #Karakter #Onur #DikDur #FelsefiDüşünce #HayatDersi #EdebiMetin #Hikaye #Direniş #SessizÇığlık 

Yorumlar