Bu gün görüntüleme sayısı

PROF. DR. ZAKİR KAYA'NIN EN YENİ BAŞMAKALELERİNİ İLK SİZ OKUYUN! FİLOLOJİK, TARİHİ VE BİLİMSEL DERİNLİK İÇEREN ÖZEL ANALİZLER! ENTELEKTÜEL ALANDA ÖNCÜ ARAŞTIRMALARI VE GÜNCEL TEZLERİ KEŞFET! PROF. DR. ZAKİR KAYA'NIN KALEMİNDEN DÜŞÜNCE DÜNYASINA YÖN VEREN İÇERİKLER.

Zakir Kaya: Gılgamış Destanı

  Antik Mezopotamya'nın En Eski Edebiyat Eseri



Gılgamış Destanı, antik Mezopotamya'dan günümüze ulaşan en eski edebiyat eseri ve Piramit metinlerinden sonra en eski ikinci dini metin olarak kabul edilen destansı bir şiirdir. Destan, Uruk kentinin kralı Gılgamış'ın ölümsüzlük arayışını ve yaşadığı maceraları anlatır. Gılgamış, destanda "üçte ikisi tanrısal, üçte biri ölümlü" olarak tanıtılır. Gılgamış, şiirin başlangıcında acımasız, baskıcı bir hükümdar olarak tanımlanır. Bu ya genellikle tüm tebaasını zorla çalıştırdığı ya da cinsel açıdan tüm tebaasına baskı yaptığı şeklinde yorumlanır.


Destanın yazılı tarihi, Üçüncü Ur Hanedanlığı'ndan (MÖ 2112-2004) kalma Uruk Kralı Bilgamış ("Gılgamış" için kullanılan Sümerce ad) hakkında yazılan beş Sümer şiiriyle başlar. Bu bağımsız hikâyeler, daha sonra Akadcada birleşik bir destan için kaynak olarak kullanılmıştır. "Eski Babilce" yorumu olarak bilinen bu birleşik destanın günümüze ulaşan ilk yorumu, MÖ 18. yüzyıla dayanır ve adını açılışından (Shūtur eli sharrī: "Diğer Tüm Krallardan Üstün") almıştır. Destanın sadece birkaç tableti günümüze ulaşmıştır. Sîn-lēqi-unninni tarafından derlenen daha sonraki Standart Babilce yorumu, MÖ 13. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar uzanır ve Sha naqba īmuru [a] ("Sonsuz Derinliği Gören", çağdaş terimlerle: "Bilinmeyeni Gören") açılışına dayanır. Bunun yaklaşık üçte ikisi daha uzundur ve on iki tabletlik yorum kurtarılmıştır. En iyi kopyalardan bazıları, MÖ 7. yüzyılda yaşamış olan Asur Kralı Asurbanipal'in kütüphane kalıntılarında keşfedilmiştir.


Destanda anlatılan olaylar şöyle özetlenebilir:


- Gılgamış'ın Uruk halkına baskısı üzerine tanrılar ona eşit güçte bir rakip olarak Enkidu'yu yaratır. Enkidu, vahşi bir adamdır ve hayvanlarla yaşar. Bir tapınak fahişesiyle cinsel ilişkiye girdikten sonra uygarlaşır ve Uruk'a gider. Orada Gılgamış ile güreşirler ve dost olurlar.

- Gılgamış ve Enkidu, Sedir Ormanı'na giderek oranın koruyucusu Humbaba'yı öldürürler. Dönüşte aşk tanrıçası İştar, Gılgamış'a evlenme teklif eder ancak Gılgamış reddeder. İntikam almak isteyen İştar, gök boğasını yeryüzüne salar. Gök boğasını da öldüren Gılgamış ve Enkidu, tanrıların gazabına uğrar. Tanrılar, Enkidu'nun ölmesine karar verir.

- Enkidu'nun ölümünden sonra Gılgamış, ölümsüzlüğü aramak için uzun bir yolculuğa çıkar. Ölümsüz adam Utnapiştim'e ulaşır. Utnapiştim, Gılgamış'a Büyük Tufan'ın nasıl gerçekleştiğini ve kendisinin nasıl ölümsüz olduğunu anlatır. Gılgamış'a da ölümsüzlük kazanması için bir sınav verir ancak Gılgamış başarısız olur. Utnapiştim, Gılgamış'a gençleştirici bir ot verir ancak Gılgamış otu yolda bir yılana kaptırır. Böylece Gılgamış, ölümsüzlükten vazgeçer ve Uruk'a döner.


Gılgamış Destanı, insanlık tarihinin en önemli kültür miraslarından biridir. Destan, dinde ve kahramanlık destanları geleneğinde temel bir eser olarak kabul edilir. Gılgamış, Herakles (Herkül) gibi daha sonraki kahramanların ilk örneğini oluşturur ve destanın kendisinin Homeros destanlarına etkisi olmuştur. Destanın içerdiği Tufan öyküsü, Tevrat'taki Nuh Tufanı ile büyük benzerlikler gösterir. Destanın konusu ve karakterleri, günümüzde de popüler kültürde yer almaktadır.

Yorumlar